17 Ekim 2011 Pazartesi

Eski Dünyanın Orduları (2011)

Aşağı-yukarı 1,5 ay önce (Ağustos sonunda) yazdığım Türk'ün Bilim Kurgu ile İmtihanı başlıklı yazımı, "bir sonraki yazımda Eski Dünyanın Orduları (2011) filmine değineceğimi" belirterek noktalamıştım. Kabul, yazı bir türlü gelmedi, unutmuş da değilim ancak ilgili yazıdan sonra, blogta yayınlanmasını ve zaman açısından da öne almayı uygun bulduğum haberler ve duyurular olduğu için onları önce yayınlamak durumunda kaldım. Şimdi, blogu, gerektiğinde tekrar dönmek üzere, son zamanlardaki haber ya da duyuru panosu hâlinden çıkarıp kaldığımız yerden devam edelim... 


Eski Dünyanın Orduları filminden ilk olarak youtube aracılığıyla haberim oldu. Yazın, youtube'da bir görüntü izlerken sağ tarafta bu filmin fragmanını gördüm. Yeni bir film olduğunu düşünerek açtım ve izledim. Aslında öyle çok bir şey beklemiyordum ama fragmanı izleyince, beğendim, filmi merak ettim ve baştaki önyargımda haksızlık yaptığımı anladım. Filmin fragmanını gerçekten başarılı buldum, özellikle tarih ile gelecek, eski (tarihî) kale surları ile uzayın arasındaki bağlantıyı beğendim ve üstelik de bu bağın nasıl kurulduğunu merak ettim. Filmin kısa film olması, bilim kurgu filmi olması beni daha da meraklandırdı, fragmanın sonunda da "internetten izlenebildiğini" görünce doğru filmin sitesine gittim ve filmi izledim...

Filmin Konusu

Filmin konusunu sitesinden doğrudan alıyorum: "Sargon, ne zaman başladığını bile hatırlamadığı korkunç bir savaşın tam ortasında mücadele eden deneyimli bir askerdir... Zaman ve mekandan yoksun bu muazzam savaş alanında tek düşmanı Cellat diye tabir ettiği büyük bir savaşçıdır. Sınırsız silah ve akıl oyunlarıyla bezenmiş, orduların ve sayısız dünyaların önemsiz bir piyon gibi devrildiği bu korkunç dövüşte Sargon, bir türlü Cellat'a karşı üstünlük gösterememektedir. Cellat'ın zaman ve mekan üzerinde kavrayamadığı bir gücü vardır. Bu gücü kendisi de ele geçirebilirse oyunu sona erdirebilecektir."


Konu kısmında belirtildiği üzere film Sargon ile Cellat arasındaki savaşı ele alıyor ve bu savaş, zamandan ve mekandan bağımsız. Bağımsız çünkü yukarıda belirttiğim gibi bu savaş, mekan olarak ya da zaman olarak belli bir mekan-zamanda geçmiyor, değişik zaman dilimlerinde ve mekanlarda bu savaş, bu mücadele tekrarlanıyor. Mekan olarak baktığımızda, kâh tarihî bir kalenin burçlarında, kâh ormanda, kâh uzayda, kâh şehir içinde geçiyor; zaman olarak baktığımızda ise şimdiki zamanda da, geçmiş zamanda da, gelecek zamanda da bu mücadele var oluyor. Şehir içi ve şimdiki zaman demişken, şehirden kastımız tabiî ki İstanbul. Bilim kurgu, vb. türlerde hep Los Angeles, New York, Washington, Londra gibi başta Amerikan şehirleri olmak üzere yabancı şehirleri izliyorduk bilim kurgu yönüyle. Bu filmde ise İstanbul'u bu anlamda izliyoruz ve hep yabancı şehirleri, ülkeleri izleyen Türkler için İstanbul'a bilim kurgusal bakış gerçekten çok tuhaf geliyor.

Filmin Analizi

Eski Dünyanın Orduları filmi kısa metraj bir film ama adından söz ettiren bir film. Gerek internette yayına girmeden önce gerekse de girdikten sonra, aralarında önemli sinema siteleri de dahil olmak üzere internette konuşuldu, haberleri yapıldı, hatta TV'de bile kendine yer buldu. Bununla birlikte onca uzun metraj film varken ve bazıları yazısının yazılması için sırada beklerken kısa metraj bir filmin yazısını yazmak, bu filmden bahsetmek tuhaf bir durum. Bu konumda olan, adından söz ettiren kısa film sayısının bir elin parmaklarını geçmediği bir ortamda, hele hele uzun metraj filmlerin bile kendinden bahsettiremediği bir ortamda, bu durum filmin, ekibin başarısını gösterir. Bu önemli bir şey. Kendilerini bu konuda tebrik ediyorum.

Eski Dünyanın Orduları filmi 2 öğrencinin, hiçbir prodüksiyon ve sponsor desteği olmadan çektiği, yaklaşık 30 dakikalık (27 dakika 45 saniye) bir Türk bilim kurgu kısa filmi... Filme baktığımızda film aslında konu kısmında da belirtildiği üzere 2 kişi arasında geçiyor ve film tamamen 2 oyuncu üzerine kurulu: Sargon rolünde Tuncay Çakmanus ve Cellat rolünde İsmail Kemal Çiftçioğlu. İsmail Kemal Çiftçioğlu aynı zamanda filmin yönetmen koltuğunda da oturuyor. Filmin aynı zamanda yapımcısı da olan bu 2 isme, yardımcı oyuncu olarak Elif Çilem Özel (Prenses), Yavuz Sinan İleri (Asker), Burak Albayrak (Bilim Adamı), Metin Yağlı (Gardiyan) eşlik ederken filmin seslendirmesini Aziz Acar ve görüntü yönetmenliğini Cezmi Kardaş yapıyor.


Filmin olumlu yanlarına, artılarına gelirsek... Filmin oyuncularına baktığımızda başrolünden yardımcı oyuncularına başarılı bir oyunculuk sergilendiğini görüyoruz. Öyle sırıtan bir oyunculuk yok. Yönetmenlik başarılı, derdini anlatabiliyor. Oyunculuk ve yönetmenliğin dışında tiplerin filme uygun hâle getirildiğini, makyajın, kostümlerin, dış aksesuarların seçiminin ve bu tür filmlerin önemli bir unsuru olan görsel efektlerin başarılı olduğunu belirtebiliriz...

Filmin olumsuz yanlarına, eksilerine gelirsek... Aslında bu filme olumsuz eleştiri yapmak istemiyorum çünkü filmi yapanlar amatör bir ruhla ve gerçekten gönüllerini ortaya koyarak yapmış ancak ben gene de olumsuz yanlarını belirteyim çünkü aksi durumda bu yazıyı yazmanın anlamı kalmaz, ekibe haksızlık yapmış olurum, ek olarak da sadece olumlu şeyleri belirtip olumsuzları belirtmemek ilk başta iyi bir şey gibi gelse de geniş perspektifte bakınca, tam tersine zarar vericidir. Yani olumsuz eleştiri, kötü olan veya olumsuz olan kısımları belirtip, gösterip daha iyiyi yapmaları ve izlemek içindir... Neyse, konuya gelirsek... Filmin benim göze çarpan, mutlaka belirtmeliyim dediğim 3 olumsuz yönü var. Bunlardan ilki senaryo. Filme baktığımızda senaryonun biraz düşük kaldığını görüyoruz. Sanırım ekip de bunun farkında olacak ki efektlere yönelmişler ama bu senaryo konusu bir süre sonra yer yer kendini tekrara ve sıkıcılığa yol açıyor. Bu sıkıcılık konusu ikinci husus ve özellikle filmin ortalarından itibaren sürpriz final kısmına kadar olan kısımda film nispeten sıkıcı hâle geliyor ve zaman geçmiyor. İnternette bu filmi araştırınca sıkıcılıktan çok yakınanların olduğunu gördüm... Filmin 3. eksisi ise seslendirme-müzik ilişkisi. Bazen müziğin seviyesi konuşma-seslendirme esnasında yüksek seviyede olduğu için ses anlaşılmıyor, ne söylendiği, ne anlatıldığı anlaşılmıyor...

Filmin artısını, eksisini belirttikten sonra değinmem gerek birkaç husus daha var... Filmi izlerken bazı şeyler anlamsız gelebiliyor ancak bu durum filmin sonunda anlam kazanıyor. Film sürpriz bir sona, finale sahip ve sadece bu final için bile izlenebilir, övgüyü alabilir. Film, "Mu Kıtası Efsanesi"ne bağlanıyor finalde. Bu, gerçekten büyük bir süpriz izleyiciler için. Hatta Mu Kıtasını konu alması itibariyle, bu alanda bir ilk diyebiliriz. Açıkçası, bu filmin başarılı bir Türk bilim kurgusu olmasının ötesinde Mu Kıtasını ele alması daha heyecan verici... Filmle ilgili değinmek istediğim bir nokta da filmde sezilen milliyetçi hava. Filmin başında çalan fon müziği / marş, hilalli sancaklar, kaleler / burçlar, kostümler ve de Mu Kıtası bunu destekliyor.


Film İlk Türk Bilim Kurgusu mu? Film Kısa Metraj mı?

Filmle ilgili, yer yer filmin içeriğinin de önüne geçen bir tartışma var: "Eski Dünyanın Orduları filmi ilk Türk bilim kurgu filmi mi?" Bu tartışmanın sebebi ise filmin reklamının "ilk Türk bilim kurgu filmi" olduğu üzerine yapılması. Yapılan yorumlarda, tartışmalarda bunun ilk Türk bilim kurgusu olmadığı belirtiliyor. Önceki yazımda ben de bu konu ile ilgili olarak "Türk sinemasında bilim kurguyu içeren filmler yapıldığını ama saf bir bilim kurgu yapılmadığını" belirtince Sinematik'ten Utku Uluer, bunun yanlış olduğunu, Türk sinemasında sayısı çok az da olsa bilim kurgu filmi yapıldığını belirtti. Ben de yaptığım araştırmalar sonucunda, her ne kadar bilim kurgu kültürümüz pek olmasa da, bu filmin ilk Türk bilim kurgusu olmadığını ve sadece uzun metraj olarak değil, kısa metraj olarak da bu filmden önce filmler yapıldığını gördüm. Bunun üzerine, önceki yazımda bu filmle ilgili olarak kullandığım "ilk" ibaresini kaldırdım. Benzer durumun çeşitli sitelerde de yapıldığını ve bu filmle ilgili olarak, yapılan düzeltme ile "ilk" ibaresinin kaldırıldığını gördüm...

Filmin ilk olup olmaması konusu kuşkusuz tartışılacaktır ancak bu film ilk Türk bilim kurgusu değil. Tabiî burada, buna sebep olarak iki ihtimali gösterebiliriz: İlki bilgisizlik. Konuyla ilgili çok araştırma yapılmamış, ilgili filmler görülmemiş olabilir. İkinci ihtimal ise ilk olmadığını "bilerek" PR çalışmalarını yani reklam, tanıtım, duyuru işlerini ilk olma üzerine kurması. Bu durum, dilim varmıyor ama sahtekarlıktır ve eğer böyle bir durum varsa hoş bir şey değil bu... Ancak ilklik konusunu bir kenara bıraksak bile filmin PR çalışmalarının başarılı olduğunu söyleyebiliriz...

Filmle ilgili ikinci bir konu da filmin metrajı... Filmin metrajı konusunda genelde bir sorun yok, tanıtım da o yönde. Ancak filmin sitesinde yer alan Cumhuriyet Gazetesi haberinde filmden orta metraj diye bahsediliyor. Bir dönem kısa filmle ilgilenmiş biri olarak bu filmin 27:45'lik süresiyle kısa metraj bir film olduğunu söyleyebilirim. Bu konuda bilgi vermek gerekirse, metraj kıstasları şu şekildedir: Süresi 29:59'a kadar filmler kısa metraj, 30:00 ile 59:59 arası orta metraj (bu, ülkemizde görülmese de Amerikan dizilerinde görülen süredir, ki zaten bu kavram diziler için kullanılıyor) ve 60:00 ve üstü (üst sınır yok) uzun metraj olarak adlandırılıyor...


Filmle ilgili yazılanları toparlayıp sonuca varacak olursak, film kısa metraj olmasına rağmen başarılı bir film. Film, özelde Türk bilim kurgusu, genelde ise Türk Sineması ve geleceği için heyecan verici bir film. Bununla birlikte, sinemamızın 2 başarılı sinemacı kazandığını söyleyebiliriz... Darısı uzun metrajın başına ve uzun metrajın da nasip olmasını diliyorum...

Eski Dünyanın Orduları filmine ve özellikle finaline baktığımızda, filmin devamının geleceğini düşünüyorum, seziyorum. Acaba bu konuda yanılıyor muyum? 

Not: Filmi sitesinden izleyebilir, ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz. Bununla birlikte filmin facebook sayfasına da bakabilir, Kayıp Rıhtım'daki söyleşiyi okuyabilirsiniz. 

Not 2: Türk'ün Bilim Kurgu ile İmtihanı başlıklı yazımda bir soru sormuş ve çeşitli kişilerden, sitelerden yorumlar almak istemiştim. Gerçekten çok kıymetli yorumlar geldi. Sinematik'e (Utku Uluer), Hayali İcraat'a, Nafile Süvari'ye (vaincavalier), Là Porshe'ye, Üçüncü Adam'a (Lüzumsuz Adam) ve Estar Abi'ye, kısaca yorumlarıyla katkıda bulunanlara, hepsine çok teşekkür ediyorum. İlgili yazıdan çok, gelen yorumları değerlendirsek ortaya doyurucu bir yazı ortaya çıkar... Bununla birlikte ilgili yazının çok okunduğunu ve çokça paylaşıldığını gördüm. Bu da beni mutlu etti. Okuyan, yorumlayan, paylaşan herkese teşekkürler...


10 Ekim 2011 Pazartesi

Kuliscast’tan İzmirli Oyunculara ve Oyuncu Adaylarına!!!

İzmirli oyuncular, oyuncu adayları ve ek gelir isteyenlere…
CAST OYUNCUSU olmak için profesyonel bir oyuncu olmanıza gerek yok. Ayrıca aramıza katılanlara hafta sonları verdiğimiz ücretsiz kurslar, diğer iş hayatınızda da çok işinize yarayacak, ellerinizi, kollarınızı, mimiklerinizi kısaca kendi vücut dilinizi kullanmayı da öğreneceksiniz. Böylece bir satış sorumlusu, sekreter, reprezant, bankacı, halkla ilişkilerci bile olsanız iş hayatınızda size çok şey verecek bu beş haftalık ücretsiz work-shoplar size fayda sağlayacak.

Ercüment Balakoğlu, Tevfik Yapıcı, Kaan Erkam ve Levent Tayman'dan alınan özel kurslar da cabası… (Bu kurslar İzmir’de her ay bir pazar günü yapılacak)


Aranan Nitelikler

KİM OLURSAN OL GEL gibi bizim iş davetimiz. Uzun-kısa, şişman-zayıf olmak önemli değil. Dizilerde, filmlerde ve reklamlarda oynayanlar da zaten hayatın içinden değil mi?

NE İŞ YAPARSANIZ YAPIN, bütün zamanınızı ayırmasanız bile en azından hafta sonlarınızı setlerde ya da tiyatroda değerlendirebilirsiniz.

Çünkü sadece bizim ajansımızda olan bir sistemle hafta içi çalışıyorsanız gereksiz görüşmelere gidip saatlerce sıra beklemiyorsunuz.

Bu size önce ek gelir sonra da kim bilir hayatınızın geçimi şansını yakalatacak fırsatı yaratabilir.

En ufak bölüm oyuncusunun günde 250 TL aldığını düşünürseniz iyi bir gelir sayılabilir.

Haydi sanata, spotlara ve bu renkli dünyaya bir adım atın…

İzmir İstanbul’a İzmir'deki ajanslarla zor açılıyor. Ama biz İzmire gelerek görüntülerinizi de alacağımızdan İstanbul size daha yakın olacak.

Bize başvurmak için günlük hayattan çekilmiş birkaç fotoğraf ve iletişim numaranız yeter. En kısa zamanda size döneceğiz.

Kuliscast
Çağla ÇOLAK

kuliscast@kuliscast.com
www.kuliscast.com
www.odatiyatrosu.com

İzmir'de Sanat'tan alınmıştır...


4 Ekim 2011 Salı

DESEM (Dokuz Eylül Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi) Sinema Programı (Eylül-Aralık 2011)


İzmir'de, mevcut sinema sektörüne alternatif olarak faaliyet gösteren ve gerek gösterdiği filmlerle gerekse de bilet fiyatlarıyla beğeni toplayan DESEM (Dokuz Eylül Üniversitesi Sürekli Eğitim Merkezi) Sinema Programı belli oldu. DESEM Sinema Programı kapsamında Eylül-Aralık 2011 tarihleri arası program ve bilgiler aşağıdaki şekildedir:

23–29 Eylül - Kim Kiminle Nerede / Whatever Works (2009)
30 Eylül-6 Ekim - Kaybedenler Kulübü (2010)
7-13 Ekim - Hayalî Aşklar / Les Amours İmaginaires (2011)
14-20 Ekim - Başka Bir Yerde / Somewhere (2010)
21-27 Ekim - İyi Yürek / The Good Heart (2010)
28 Ekim-3 Kasım - Ay / Moon (2009)
11-17 Kasım - İmkansızın Şarkısı / Noruwei No Mori (2010)
18-24 Kasım - Daha İyi Bir Dünyada / In a Better World (2010)
25 Kasım-1 Aralık - Aşkın Hâlleri / Le Nom Des Gens (2010)
2-8 Aralık - Bir Zamanlar Anadolu’da (2010)

Yer: Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü, DESEM Binası (Salonları), Alsancak
Bilet Fiyatları: Tam - 4,5 TL, Öğrenci - 3,5 TL, DEÜ Personeli - 3,5 TL

Yayın politikası gereği vizyondaki filmleri göstermeyen ancak ya tarih olarak eski filmleri gösteren ya da yeni filmleri vizyondan kalktıktan sonra gösteren DESEM'de, 2011 güz programının 2010 ağırlıklı olduğu görülüyor, ki programdaki 10 filmin 7'si 2010, 2'si 2009 ve 1'i 2011 yapımı. Yine programa baktığımızda, filmlerin 2'si Türk filmi olurken, 3'ü ABD-Kanada, 4'ü Avrupa ve 1'i Japonya sinemasından...

Filmlerin gösterim saatleri genelde en erken 14:00, en geç 21:15 şeklinde ancak gerek filmlerin uzunlukları ve gerekse de ilgili salonun o gün ve saatteki programına göre bu saatler değişebilmekte veya bazı gün ve saatteki gösterimler iptal edilmektedir. Filmler hakkındaki ayrıntılı bilgiyi ve gösterim saatleri ile program hakkında ayrıntılı bilgiyi DESEM'den edinebilirsiniz.


2 Ekim 2011 Pazar

Kemanı Ağlatan Adam Farid Farjad Ekim'de Türkiye'ye Geliyor!

Geçenlerde, önce Konak'ta ve sonra Buca-Şirinyer'de yer alan afişlerde Farid Farjad'ın 5 Ekim 2011'de İzmir'e geleceğini öğrendim. Aslında bu önemli bir kültürel olay ama maalesef tanıtım ve reklamlar o kadar az ki, hani bu afişleri ve haberi neredeyse "tesadüfen" gördüm diyebilirim...


Neyse... Daha önce bu blogta kendisinden bahsettiğimiz, dünyanın yaşayan en büyük keman virtüözlerinden İranlı sanatçı Farid Farjad sadece İzmir'de değil, aynı zamanda "Türkiye Turnesi" kapsamında, ekim ayı içerisinde birçok şehirde olacak... İşte üstadın programı:

5 Ekim - İzmir (İsmet İnönü Sanat Merkezi) - Biletler Biletix'ten satışa açıldı.

7 Ekim - Erzurum (Atatürk Üniversitesi Salonu) - Özel bir konser olup, bilet satışı yoktur.

8 Ekim - Ankara (Şura Salonu) - Biletler Biletix'ten satışa açıldı.

10 Ekim - Gaziantep (Gaziantep Anfi Tiyatrosu)

12 Ekim - Mersin (Mersin Kongre Merkezi) - Biletler Biletix'ten satışa açılacaktır.Ve ek bilet satış noktaları, iletişim telefonu bildirilecektir.

14 Ekim - Diyarbakır (Dicle Üniversitesi Kongre Merkezi) - Kahve Diyarı (Ninova Park Diyarbakır) - Mezopotamya Eczanesi (Vilayet) - Tigris Cafe (Sanat Sokağı) Mega Center AVM'de stand açılacaktır.

15 Ekim - İstanbul (Caddebostan Kültür Merkezi) - Biletler Biletix'ten satışa açılmıştır.

Trabzon ve Adana'da salon sıkıntısı nedeniyle ne yazık ki konser yapılamayacaktır.

Üstadın programını Facebook'tan veya Biletix'ten takip edebilirsiniz...

Not: Üstad hakkında bilgi edinmek için blogta daha önce yayınlanan yazıyı veya Musiki Dergisi'ndeki yazıyı okuyabilirsiniz...

1 Ekim 2011 Cumartesi

Genco Erkal - Dostlar Tiyatrosu "Nereye Gidiyoruz / Azizlikler" Oyunu ile Ekim'de İzmir'e Geliyor

Usta oyuncu Genco Erkal; ölümünün 15. yılı nedeniyle Aziz Nesin’in öykü, şiir, masal ve taşlamalarından uyarlayarak sahneye koyduğu tek kişilik yeni oyunu “Nereye Gidiyoruz?” ile sahnede! Dostlar Tiyatrosu’nun, prömiyeri 3 Mart’ta gerçekleştirilen yeni oyunu, bugünlerde herkesin birbirine sorduğu “Nereye gidiyoruz?” sorusuna yanıt arıyor.


Ülkesinin her derdini kendi derdi bilen, tüm yaşamı boyunca düşünceleri uğruna yılmadan mücadele veren bir aydının, Aziz Nesin’in gözünden ülkesini ve insanlarını tanımayı hedefleyen “Nereye Gidiyoruz?”; ölümünün 15. yılında bu büyük gülmece ustasının gözünden ülkenin fotoğrafını çekiyor. Oyunla aynı zamanda; tüm yazılarında Karagöz, Ortaoyunu, Meddah gibi geleneksel gösteri sanatlarımızı, masallarımızı, anlatı geleneğimizle çağdaş sanatın sentezinin en etkileyici örneklerini veren Aziz Nesin’in, genç kuşaklara da tanıtılması amaçlanıyor.

Genco Erkal; okuma alışkanlığının giderek azaldığı günümüzde Aziz Nesin’i tiyatro sanatı ile izleyiciye aktararak, izleyicileri, yazarı daha yakından tanımaya özendirmeyi de hedefliyor.

“Nereye Gidiyoruz?”, içinde yaşadığımız toplumun çelişkilerini ve çıkmazlarını vurucu bir dille yansıtıyor. Kendine has tarzıyla izleyenleri çok güldürecek olan bu çağdaş meddah gösterisi, bir yandan da sorunlara tuttuğu ışıkla düşündürecek. Aziz Nesin’in yıllar önce kaleme aldığı metinlerin güncelliği izleyenleri şaşırtırken, büyük yazarın gözlem ve değerlendirme başarısını bir kez daha ortaya koyuyor.


Oyun Ekibi
“Nereye Gidiyoruz?”un yönetmenliğini ve sahne tasarımını da Genco Erkal üstlenirken; oyunun müzikleri Türkiye’nin ilk özgün film müziği sanatçılarından, mimar, müzisyen, tiyatro-sinema oyuncusu Arif Erkin tarafından hazırlanıyor. Özlem Kaya’nın giysi tasarımını, Hakan Özipek’in ışık tasarımını üstlendiği oyunda Karagöz tasvirleri Haluk Yüce tarafından yapılıyor.

AZİZ NESİN’in öykü, şiir, oyun, masal, taşlama ve köşe yazılarından uyarlayan, yöneten, oynayan, sahne tasarımı: Genco ERKAL.

Müzik: Arif ERKİN
Giysi: Özlem KAYA
Işık Tasarımı: Hakan ÖZİPEK
Karagöz Tasvirleri: Haluk YÜCE
Yönetmen Yardımcıları: Ece YASSITEPE, Emine KINACI
Koreografi Danışmanı: Ece GÖKTAY
Oyun Fotoğrafları: Aylin ÖZMETE
Işık: Cemal BAYKAL
Ses: Mehmet DOĞAN
Teknik: Seçkin OK

Basın-Halkla İlişkiler: Banu K. ZEYTİNOĞLU
Müdür: Ahmet KAYA
Gişe: Derya TOKAÇ
Web Master: Kadir KAYA
Afiş Yaratıcı Yönetmeni: Uğurcan ATAOĞLU
Afiş Fotoğrafı: Serdar TANYELİ
Afiş Tasarımı: Elif YALÇINKAYA
Baskı: Ofset Yapımevi
Tanıtım Sponsoru: EFES

Oyun hakları Nesin Vakfından alınmıştır. T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığının maddi katkılarıyla...


Oyunun İzmir Turne Programı

Dostlar Tiyatrosu, Ekim ayında yeni tiyatro mevsimini Karadeniz, Ege ve Akdeniz bölgelerini kapsayan büyük bir Anadolu turnesiyle açıyor. Bu kapsamda, Dostlar Tiyatrosu, ”Nereye Gidiyoruz” oyunu ile 15-18 Ekim 2011 tarihleri arasında İzmir'de. İzmir Turnesi'nin programı ise şu şekilde:

15 Ekim – Karşıyaka Opera Ve Tiyatro Salonu, 20:30 
(Bilet Satış Noktaları: Karşıyaka Opera Ve Tiyatro Salonu Gişesi, Karşıyaka D&R, Karşıyaka Pan Kitabevi... İletişim: 464 76 95)

16 Ekim – Urla Hakan Çeken Kültür Merkezi, 20:30
(İletişim: 754 40 10 – 464 76 95)

17 Ekim – İzmir Sabancı Kültür Merkezi (Sarayı), 20:30
(Bilet Satış Noktaları: Sabancı Gişe, Alsancak D&R... İletişim: 445 42 13 – 464 76 95)

18 Ekim – Narlıdere Atatürk Kültür Merkezi, 20:30
(Bilet Satış Noktaları: Narlıdere AKM Gişesi... İletişim: 464 76 95)


Not: Bilgiler İzmirde Sanat ve Dostlar Tiyatrosu sayfalarından alınmıştır...
Not 2: Dostlar Tiyatrosu'nun diğer il ve bölgelerdeki programı internet adresinden edinilebilinir...


19 Eylül 2011 Pazartesi

1. Fantasturka (Türk İşi Fantastik Filmler Festivali) Programı

Ülkemizde "fantastik sinema" türünün sevilmesi, derinlemesine tanınması ve sinema sanatçılarımızın söz konusu dalda kısıtlı koşullar içinde ürettikleri yapıtların geçmişe göre çok daha farklı bir anlayış çerçevesinde ele alınması için meslek hayatı boyunca yoğun emekler ortaya koymuş bulunan merhum sinema yazarı / sinema tarihi araştırmacısı Metin Demirhan’ın (1965-2007) aziz hatırasına ithaf edilen 1. Fantasturka (Türk İşi Fantastik Filmler Festivali) programı açıklandı.


Türe hak ettiği değeri verecek olan, "Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin resmî kurumlarından herhangi bir parasal destek talep edilmemiş ve bu türden bir yardım alınmamış" olan, alışılmış film festivallerinden farklı olacak ve bu yüzden de "malum çevrelerden" bir destek/katılım göremeyecek olan festival Yeni Şafak gazetesi sinema yazarı Ali Murat Güven'in danışmanlığında düzenleniyor ve Sinematik, Ters Ninja, Öteki Sinema ekipleri de festivalde görev alıyor. 23-25 Eylül 2011 tarihleri arasında Ankara'da Kızılırmak Sineması 4 nolu salonda film gösterimlerinin gerçekleşeceği festivalde, Levent Çakır, Kunt Tulgar, Yılmaz Atadeniz ve Çetin İnanç gibi türün önemli isimlerinin / yönetmenlerinin katılacağı paneller de düzenlenecek ve sinemaseverlerin soruları yanıtlanacak.

Festival programına baktığımızda güzel bir program olacağını görüyoruz. Filmler, paneller güzel, buna ek olarak kısa filmlere yer verilmesi ayrıca güzel. Diğer sitelere yazdığım yorumlarda belirttiğim gibi mola süreleri dikkatimi çekti, ancak buradan anlaşılıyor ki katılımcıların bir dakikası bile önemli anlayışı var. Bu hepsinden önemli ve güzel. Zaten bu da "Gösterimlerin ve söyleşilerin başlangıç-bitiş saatleri kesindir. Genel akışın bozulmaması için hiçbir gösterim ya da söyleşide zaman sarkması olmayacaktır." ifadesi ile açıklanıyor... Açıkçası benzer bir etkinliğin İzmir'de de düzenlenmesini isterim şahsen...

Festival boyunca tüm etkinliklere katılımın ücretsiz olduğu festivale Ankaralı tüm sinemaseverlerin katılmasını diliyoruz... Tüm gelişmeleri ve ayrıntıları resmi internet sitesinden takip edebileceğiniz Fantasturka'nın programı aşağıdadır:
FANTASTURKA


23 EYLÜL CUMA / GÜN 1
12.00 - Belgesel Film: “Fantastiğin Sineması”
Yönetmen: Mesut Kara / 2007 Yapımı / Renkli ve Siyah-Beyaz / Süre: 90’20” (Yönetmenin katılımıyla gösterim)

“14,5 DAKİKA İSTİRAHAT VE İHTİYAÇ MOLASI”

13.45 - Kısa Film: “Hezarfen” (Animasyon)
Yönetmen: Tolga Arı / 2010 Yapımı / Süre: 3’20”

13.50 - Türk Fantastik Sinema Tarihinden: “Kilink, Uçan Adam’a Karşı”
Yönetmen: Yılmaz Atadeniz / 1967 Yapımı / Süre: 108’ / Siyah-Beyaz / İngilizce Altyazı: İsteğe bağlıdır

“7 DAKİKA İSTİRAHAT VE İHTİYAÇ MOLASI”

15.45 - Kısa Film: “Dördüncü Çarpışma: İstanbul Bağlantısı”
Yönetmen: Tanay Genco Ülgen / 2010 Yapımı / Süre: 4’15”

15.50 - Türk Fantastik Sinema Tarihinden: “Kilink: Soy ve Öldür”
Yönetmen: Yılmaz Atadeniz / 1967 yapımı / Süre: 93’ / Siyah-Beyaz / İngilizce Altyazı: İsteğe bağlıdır

“7 DAKİKA İSTİRAHAT VE İHTİYAÇ MOLASI”

17.30 - Kısa Film: “Eski Dünyanın Orduları”
Yönetmen: İsmail Kemâl Çiftçioğlu / 2011 Yapımı / Süre: 28’15”

18.00 - Türk Fantastik Sinema Tarihinden: “Zagor: Kara Bela”
Yönetmen: Nişan Hançer / 1970 yapımı / Süre: 75’ / Siyah-Beyaz / İngilizce Altyazı: İsteğe bağlıdır

“10 DAKİKA İSTİRAHAT VE İHTİYAÇ MOLASI”

19.25 - Kısa Film: “Vidalar”
Yönetmen: Can Evrenol / 2006 Yapımı / Süre: 10’

19.35 - Kısa Film: “Diyet Kokain”
Yönetmen: Haktan Kaan İçel / 2007 Yapımı / Süre: 07’40”

19.45 - Kısa Film: “Kırılmış: Bir Kara Film Hikâyesi”
Yönetmen: Berkin Çelik / 2011 Yapımı / Süre: 12’10”

HAYDİ, ŞİMDİ DE TÜRK SİNEMA TARİHİNDEKİ BU ÇILGIN FİLMLERİ ÜRETEN KAHRAMANLARIN EN ÖNDE GELENLERİNDEN BİRİYLE BİZZAT TANIŞMAYA!
(Söyleşi merkezine geçmek ve salonda yerinizi almak için toplam 17 dakikanız bulunmaktadır.)


20.15 - AKTÖR, DUBLÖR VE DÖVÜŞ SAHNELERİ KAREOGRAFI LEVENT ÇAKIR İLE SÖYLEŞİ
Moderatör: Ali Murat Güven (Sinema Yazarı / Sinema Tarihi Araştırmacısı / Yeni Şafak gazetesi)


24 EYLÜL CUMARTESİ / GÜN 2
12.00 - Kısa Film: “Aybike’nin Ölümü”
Yönetmen: Tolga Aydın / 2011 Yapımı / Süre: 12’55”

12.15 - Kısa Film: “Gelecekten Anılar”
Yönetmen: Hüseyin Mert Erverdi / 2010 Yapımı / Süre: 6’40”

12.25 - Türk Fantastik Sinema Tarihinden: “3 Dev Adam”
Yönetmen: Tevfik Fikret Uçak (1933-2003 / Saygıyla anıyoruz) / 1973 yapımı / Süre: 79’ / Renkli / İngilizce Altyazı: İsteğe bağlıdır

“16 DAKİKA İSTİRAHAT VE İHTİYAÇ MOLASI”

14.00 - Kısa Film: “Diken Üstü” (Animasyon)
Yönetmen: Haktan Kaan İçel / 2006 Yapımı / Süre: 8’25”

14.10 - Türk Fantastik Sinema Tarihinden: “Ölüler Konuşmaz ki…”
Yönetmen: Yavuz Yalınkılıç (1930-2005 / Saygıyla anıyoruz) / 1970 Yapımı / Süre: 73’ / Siyah-Beyaz / İngilizce Altyazı: İsteğe bağlıdır

“7 DAKİKA İSTİRAHAT VE İHTİYAÇ MOLASI”

15.30 - Kısa Film: “Babaannem”
Yönetmen: Can Evrenol / 2008 Yapımı / Süre: 6’32” (+18 / Kanlı şiddet içermektedir)

14.40 - Türk Fantastik Sinema Tarihinden: “Turist Ömer Uzay Yolu’nda”
Yönetmen: Hulki Saner (1925-2005 / Saygıyla anıyoruz) / 1973 Yapımı / Süre: 72’ / Renkli / İngilizce Altyazı: İsteğe bağlıdır

“8 DAKİKA İSTİRAHAT VE İHTİYAÇ MOLASI”

16.00 - Kısa Film: “Kurban Bayramı”
Yönetmen: Can Evrenol / 2008 Yapımı / Süre: 05’37” (+18 / Kanlı şiddet içermektedir)

16.10 - Türk Fantastik Sinema Tarihinden: “Demir Yumruk: Devler Geliyor”
Yönetmen: Tunç Başaran / 1970 Yapımı / Süre: 71’ / Siyah-Beyaz / İngilizce Altyazı: İsteğe bağlıdır

“9 DAKİKA İSTİRAHAT VE İHTİYAÇ MOLASI”

17.30 - Kısa Film: “Babama ve Anneme” (Festivalin en rahatsız edici filmi / “Ön Uyarmalı” gösterim)
Yönetmen: Can Evrenol / 2010 Yapımı / Süre: 08’35” (+18 / Kanlı şiddet ve cinsellik içermektedir. Bu filmden önce izleyiciler filmin konusu ve anlatım tekniği konusunda özenle uyarılacak, izleme ya da izlememe yönündeki tercihleri bütünüyle kendilerine bırakılacaktır.)

“6,5 DAKİKA ‘KENDİNE GELME’ MOLASI”

17.45 - Türk Fantastik Sinema Tarihinden: “Süpermen Dönüyor”
Yönetmen: Kunt Tulgar / 1979 Yapımı / Süre: 69’ / Renkli / İngilizce Altyazı: İsteğe bağlıdır

HAYDİ, ŞİMDİ DE TÜRK SİNEMA TARİHİNDEKİ BU ÇILGIN FİLMLERİ ÜRETEN KAHRAMANLARIN EN ÖNDE GELENLERİNDEN BİRİYLE BİZZAT TANIŞMAYA!
(Söyleşi merkezine geçmek ve salonda yerinizi almak için toplam 36 dakikanız bulunmaktadır.)

19.30 - YAPIMCI, YÖNETMEN VE AKTÖR KUNT TULGAR İLE SÖYLEŞİ
Moderatör: Murat Tolga Şen (Sinema Yazarı / Sinema Tarihi Araştırmacısı / www.otekisinema.com)


25 EYLÜL PAZAR / GÜN 3
12.00 - Kısa Film: “Sayfalar”
Yönetmen: Haktan Kaan İçel / 2007 Yapımı / Süre: 3’33”

12.05 - Kısa Film: “Aklımın Odaları”
Yönetmen: Can Fakıoğlu / 2008 Yapımı / Süre: 8’15”

12.15 - Türk Fantastik Sinema Tarihinden: “Demir Pençe: Korsan Adam”
Yönetmen: Çetin İnanç / 1969 yapımı / Süre: 85’ / Siyah-Beyaz / İngilizce Altyazı: İsteğe bağlıdır (Yönetmenin katılımıyla gösterim)

HAYDİ, ŞİMDİ DE TÜRK SİNEMA TARİHİNDEKİ BU ÇILGIN FİLMLERİ ÜRETEN KAHRAMANLARIN EN ÖNDE GELENLERİNDEN BİRİYLE BİZZAT TANIŞMAYA!
(Söyleşi merkezine geçmek ve salonda yerinizi almak için toplam 23 dakikanız bulunmaktadır.)


14.00 - YAPIMCI, SENARİST VE YÖNETMEN ÇETİN İNANÇ İLE SÖYLEŞİ
Moderatör: Utku Uluer (Sinema Yazarı / Sinema Tarihi Araştırmacısı http://sinematik.blogspot.com)

16.00 - Kısa Film: “Sandık”
Yönetmen: Can Evrenol / 2007 Yapımı / Süre: 5’50”(+18 / Kanlı şiddet içermektedir)

16.10 - Türk Fantastik Sinema Tarihinden: “Yılmayan Şeytan”
Yönetmen: Yılmaz Atadeniz / 1973 yapımı / Süre: 86’ / Renkli / İngilizce Altyazı: İsteğe bağlıdır (Yönetmenin katılımıyla gösterim)

HAYDİ, ŞİMDİ DE TÜRK SİNEMA TARİHİNDEKİ BU ÇILGIN FİLMLERİ ÜRETEN KAHRAMANLARIN EN ÖNDE GELENLERİNDEN BİRİYLE BİZZAT TANIŞMAYA!
(Söyleşi merkezine geçmek ve salonda yerinizi almak için toplam 24 dakikanız bulunmaktadır.)


18.00 - YAPIMCI, SENARİST VE YÖNETMEN YILMAZ ATADENİZ İLE SÖYLEŞİ
Moderatör: Mesut Kara (Sinema Yazarı / Sinema Tarihi Araştırmacısı / http://yesilcamhatirasi.blogspot.com)

20.30 - TÜM KONUKLARIN, YANISIRA DA FANTASTİK SİNEMASEVERLER VE MEDYANIN KATILIMIYLA ÖDÜL TÖRENİ
Yer: Kızılırmak Sineması / 2. Salon


13 Eylül 2011 Salı

Sinema Dergisi, Tüm Zamanların En İyi 100 Filmini Seçiyor, Oylarınızı Bekliyor

Geçenlerde Estar Abi blogunda gördüm bu haberi, sonrasında da Üçüncü Adam'da... Konu şu: Sinema Dergisi, 15. yılı özel sayısının gördüğü ilgi üzerine yeni bir oylama ve yeni bir özel sayı ile Türk Sineması'nın en iyi 100 filmini seçiyor, tabiî oylarımızla. Bunun için dergi, tüm Türk Sineması tarihinden bir eleme yaparak "oylamaya değer" 350 filmi seçmiş. Bizden istedikleri ise http://www.eniyi100turkfilmi.com/ adresine girerek bu 350 filmden en çok beğendiğimiz ilk 10 filmi belirleyip göndermek... 


Filmlere baktığımızda, her renge her kesime hitap eden bir liste hazırlamış dergi. 1930lardan tutun da 2011'e kadar; Muhsin Ertuğrul'dan Metin Erksan'a, Kartal Tibet'ten Yılmaz Güney'e, Zeki Demirkubuz'dan Nuri Bilge Ceylan'a; Recep İvedik'ten Hababam Sınıfı'na, Malkoçoğlu'ndan Dünyayı Kurtaran Adam'a her türden film var. Her tür izleyici düşünülmüş... Ayrıca, Hababam Sınıfı, Malkoçoğlu gibi seri nitelikli filmlerden ise sadece birer örnek verilmiş.

Öncelikle belirteyim ki listeye bakınca Türk Sineması'ndan ne çok izlemediğim ve izlenesi film olduğunu gördüm. Bu açıdan iyi bir liste olmuş... Oylamaya gelince, ben şahsen bu 350 film arasından ilk 10 seçmekte zorlandım. Kuşkusuz izlemediğim filmler arasında birçok kaliteli film olduğunu biliyorum ama ben şahsen izlediğim filmlerden "kendimce" 49 filmlik bir ön liste hazırladım:

Anayurt Oteli
Anlat İstanbul
Başka Dilde Aşk
Beynelmilel
Bizim Aile
Canım Kardeşim
Çıplak Vatandaş
Çiçek Abbas
Düttürü Dünya
Eşkıya
Fikrimin İnce Gülü – Sarı Mercedes
Gülen Gözler
Hababam Sınıfı
Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü?
Her Şey Çok Güzel Olacak
İnşaat
Kader
Kapıcılar Kralı
Kibar Feyzo
Köşeyi Dönen Adam
Maden
Malkoçoğlu
Masumiyet
Mavi Boncuk
Mustafa Hakkında Her Şey
Namuslu
Nefes: Vatan Sağolsun
Neşeli Günler
Selamsız Bandosu
Selvi Boylum Al Yazmalım
Sultan
Sürü
Süt Kardeşler
Şalvar Davası
Şekerpare
Takva
Tarkan
Tatar Ramazan
Tosun Paşa
Turist Ömer
Uçurtmayı Vurmasınlar
Uzak
Uzak İhtimal
Üç Maymun
Yazı Tura
Yol
Yüz Numaralı Adam
Zübük
Züğürt Ağa

Bu 49 filmlik listeyi 10'a düşürmek gerçekten zor oldu.  İlk etapta 32'ye, ardından 24, 16, 13 derken gittikçe zorlaştı elemeler. En sonda ise şöyle bir liste çıktı ortaya:

Şekerpare
Tosun Paşa
Çiçek Abbas
Düttürü Dünya
Neşeli Günler
Hababam Sınıfı
Kader
Selvi Boylum Al Yazmalım
Züğürt Ağa
Anayurt Oteli

İlk listeyi alfabetik sıraya göre verirken 10 filmlik listeyi puanlama sistemine göre verdim çünkü oylamada 1. film 10 puan, 10. film 1 puan alıyor... Listeye bakınca komedi ağırlıklı filmler zirvede. Ayrıca, listeye bakınca Kader dışındaki tüm filmler 90 öncesi filmler. Bu da demek oluyor ki, her klasik Türk film izleyicisi gibi ben de "Yeşilçam Dönemi" diye adlandırılan dönemin filmlerini, yani "Yeşilçam filmleri" diye adlandırılan filmleri seviyorum...

Benim listem bu... Şimdi sıra sizde...


ShareThis

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...